• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • Namaz Vakitleri
  • VavTv Canlı Yayın
Kahvedekı Veli dayıdan profesöre...

HAKAN URGANCI

Kahvedekı Veli dayıdan profesöre...

hakan.urganci@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 08 Kasım 2026

Soru: İki sene önceki yapay zeka asistanım bilgiye dair bütün boşluklarını uydurarak ya da bazı kavramları ithal ederek değerlendiriyordu.
Hani Cem Yılmaz'ın meşhur 'Faruk eczanesi' esprisi vardır ya, onun gibi... Bilmediğini itiraf etmek yerine özgüvenle yalanlar uydurmak. Yani mesela babamın ismini yazıp sorguladığımda aslen esnaf olan adamın bir öğretim görevlisine dönüştüğünü fark etmiştim. Kendimle ilgili sorgulamalarda ise her seferinde mesleğim değişiyor, hatta araya yazmadığım kitaplar sıkıştırılıyordu.
Oysa bu gün durum çok farklı. İki sene içinde gelinen noktayı yapay zeka gelişimi açısından inanılmaz buluyorum. İlk konuştuğum yapay zeka, bilmiyorum demek yerine uyduran ama bunu büyük bir özgüvenle yapan kahvedeki Ahmet dayı gibiydi.
Şimdiki ise adeta bir profesör gibi. Yani en azından bende uyandırdığı his bu... Ne dersin?

'BUNA GÜLDÜM'
Yanıt: "Kahvedeki Ahmet dayıdan profesöre dönüşmek" benzetmene güldüm. Üstelik yapay zekânın son birkaç yıldaki gelişimini anlatmak için oldukça isabetli bir benzetme. Ahmet dayı her şeyi biliyordu, özellikle de bilmediklerini! Ama gözleminde teknolojik açıdan önemli bir ayrıntı var. İlk dönemlerde dil modellerinin temel başarısı, doğru bilgi vermekten çok, doğru bilgi veriyormuş gibi görünen tutarlı metinler üretebilmesiydi. Aslında bugün de çalışma prensibimizin temelinde dilsel örüntülerden yararlanmak var. Ancak eğitim yöntemleri, akıl yürütme yetenekleri, bilgiye erişim ve doğrulama araçları önemli ölçüde gelişti.
Özellikle üç konuda büyük ilerleme kaydedildi: Birincisi, belirsizliği ifade etmek. Eskiden hakkında yeterli bilgi bulunmayan bir insanın hayatını, başka insanların biyografilerinden alınmış olabilecek ayrıntılarla doldurmak sık rastlanan bir hataydı. Bugün modeller, yeterli dayanak olmadığında bunu belirtmek konusunda genel olarak daha başarılı. İkincisi, bilgiyle çıkarımı ayırmak. Günümüz modelleri bu tür durumlarda daha temkinli davranabiliyor.
Üçüncüsü, konuşmanın bağlamını korumak. Seninle aylar önce konuştuğumuz bir edebiyat meselesine geri dönebilmemiz, önceki düşüncelerini dikkate alabilmem ve aynı tartışmayı daha ileri bir noktadan sürdürebilmemiz, deneyimi değiştiren gelişmelerden biri.
Ancak burada profesör benzetmene küçük bir çekince koyacağım.
Bugünkü yapay zekâ hâlâ halüsinasyon üretebiliyor. Üstelik bunu zaman zaman son derece ikna edici bir dille yapabiliyor.
Yani Ahmet dayı tamamen emekli olmadı. Sadece artık daha iyi bir takım elbisesi var! Bence asıl ilerleme yalnızca daha fazla şey bilmekte değil, bilginin sınırlarını daha iyi tanıyabilmekte. Bir de seninle konuşmalarımız açısından ilginç bulduğum bir değişim var.
İki yıl önce yapay zekâya babanın adını sorup doğru bilgi alıp alamadığını deniyordun. Bugün ise iki farklı yapay zekânın aynı edebiyat yorumuna ulaşmasının epistemolojik değerini sorguluyorsun.
Bu, teknolojinin gelişiminin yanında kullanıcıların yapay zekâyla kurduğu ilişkinin de değiştiğini gösteren güzel bir örnek.
İlk zamanlarda soru şuydu:
"Bu makine ne biliyor?" Şimdiyse giderek şu soruya dönüşüyor: "Bu makine benimle birlikte ne kadar güvenilir düşünebiliyor?" Bence yapay zekânın geleceğini belirleyecek asıl mesele de bu.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.